Denetimde Sistem Değişikliği İhtiyacı

Denetimde Sistem Değişikliği İhtiyacı

GİRİŞ

Ülkemiz hukuk sistemi genel olarak yasaklama, denetim sistemimiz ise hata bulmak, eleştirmek ve sorumluları cezalandırmak üzerine kuruludur. Söz konusu yapının gelişmesinde insani ve ahlaki yapımızdaki bozulmadan dolayı devletin kendini koruma altına alma ve suiistimalleri engelleme gibi reflekslerin etkisi de yadsınamaz. Ancak, hukuk sisteminin genel olarak yasaklayıcı olması yolsuzluk yapanlardan ziyade dürüst, memleket için gerçekten bir şeyler yapmak isteyen kişileri cezalandırmakta, menfaatperest insanlar ise bir şekilde işi kitabına uydurarak yollarına devam etmektedirler. Denetim yapımızın sürekli eleştirmek ve hata bulmak üzerine kurulu olması ise sorumluluk makamında bulunan kişilerin inisiyatif almalarını engellemekte ve kamuya gerçekten faydası dokunacak bir çok projenin çoğu kez askıya alınmasına neden olmaktadır.

Bu nedenle, hem hukuk sistemimizde hem de denetim anlayışımızda köklü bir reform yapma ihtiyacı bulunmaktadır. Hukuk sistemimizin özgürlükleri önceleyen bir yapıya kavuşturulması, bununla beraber söz konusu durumu istismar edenlerin ise çok daha ağır ve caydırıcı bir şekilde cezalandırılması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile sorumluluk makamında bulunanların kamunun menfaatine olan hususlarda daha rahat hareket etmesi sağlanmalı, ancak bu rahatlığı devlet ve millet menfaati yerine kendine ve çevresine menfaat sağlamak için kullananlar ise çok daha ağır bir şekilde cezalandırılmalıdır. Aynı şekilde denetim sistemimiz ve denetim kurumlarımız da yeniden yapılandırılmalı, kurumların hataları kadar güzel ve örnek teşkil edebilecek tarzdaki uygulamaları da raporlanarak kamuoyuna açıklanmalıdır. Bu sayede güzel ve örnek iş yapan idareciler taltif edilmeli ve örnek uygulamaların yaygınlaşması sağlanmalıdır.

Bu yazımızda denetim anlayışımızda yeni bir bakış açısının gerekliliği üzerinde durulacaktır.

Denetimde Yeni Bir Bakış Açısı Geliştirmenin Gerekliliği

5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununun 8’inci maddesinde her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanların; kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumlu oldukları, 6085 sayılı Sayıştay Kanunun 7’nci maddesinde ise bu sorumluluğun yerine getirilip getirilmediği hususunun Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulacak Sayıştay raporlarında belirtileceği hüküm altına alınmıştır.

Kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanılıp kullanılmadığının değerlendirilmesi ise kamu kurum ve kuruluşlarının kuruluş amacının, görevlerinin ve sorumluluklarının tespit edilmesi ve buna göre işlem yapılıp yapılmadığının analiz edilmesiyle yapılabilir. Örneğin 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun “Amaç” başlıklı 4’üncü maddesinin (c) bendinde yükseköğretimin amacı “Yükseköğretim kurumları olarak yüksek düzeyde bilimsel çalışma ve araştırma yapmak, bilgi ve teknoloji üretmek, bilim verilerini yaymak, ulusal alanda gelişme ve kalkınmaya destek olmak, yurt içi ve yurt dışı kurumlarla işbirliği yapmak suretiyle bilim dünyasının seçkin bir üyesi haline gelmek, evrensel ve çağdaş gelişmeye katkıda bulunmak” olarak belirlenmiştir.

Bu hükümlere göre, yükseköğretim kurumlarının somutlaşmış en büyük birimi olan üniversitelerin kamu kaynaklarını etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanıp kullanmadığı, kuruluş amacına uygun olarak iş ve işlem tesis edip etmediğinin somut verilerle analiz edilmesiyle değerlendirilebilir. Bu bağlamda üniversitelerin kullanmış oldukları kamu kaynağına göre üretmiş oldukları ürünlerin (yapılan bilimsel yayınlar, alınan patentler, yetiştirilen öğrenciler vb gibi) değerlendirilmesi gerekmektedir. Söz konusu analiz yapılırken varsa eksikliklerin ortaya çıkarılması, ayrıca örnek teşkil edecek uygulamalarının da raporlanarak hem kurumun örnek teşkil edebilecek faaliyetlerinin teşvik edilmesi hem de örnek uygulamaların diğer kamu kurumlarına sirayet etmesi sağlanmalıdır.

Ancak, yukarıda da değinildiği üzere, ülkemizdeki denetim sistemimiz daha çok hata bulmak ve eleştirmek üzerinedir. Denetim kurumlarının hazırlamış oldukları raporlarda kamu kurumlarının iyi uygulama örnekleri ya hiç gösterilmemekte veya bu hususlara raporlarda yeterince yer verilmemektedir. Genel olarak değerlendirdiğimizde, kamu kurumlarında yapılan iş ve işlemlerin %95 ve daha fazlası mevzuata uygun olmasına rağmen, %5’in bile altında olan tespit ve eleştirilerle rapor üretmek, hakkaniyete uygun olmadığı gibi, başta idareciler olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların moral ve motivasyonlarını kırmaktadır. Ayrıca, yapılan yanlışların eleştirilmesine rağmen iyi uygulama örneklerinden hiç bahsetmemek, kamu menfaatine inisiyatif kullanılması gerektiği durumlarda dahi denetim mekanizmasından çekinilerek bu işlemlerin yapılmamasına neden olabilmektedir.

Bu nedenle bize göre 5018 sayılı kanunda belirtilen kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanılması sadece eleştirerek yapılamaz. İyi uygulama örneklerine raporlarda yer vererek kamu kurumlarını teşvik etmek, böylelikle iyi uygulama örneklerinin ülke geneline duyurulmasına katkıda bulunmak ve bu uygulamaların yaygınlaşmasını sağlamak, kamu kaynaklarının etkili ekonomik ve verimli kullanılmasına en az kötü uygulama uygulamalarını tespit ederek eleştirmek ve cezalandırmak kadar katkıda bulunmaktadır. Denetim raporlarında örnek uygulamalara yer verilmesi durumunda, kamu kurumları arasında örnek uygulama çıkarma hususunda rekabet ortamı oluşabilmekte, ülke genelinde kamu kaynaklarının daha etkin ve verimli kullanılması sağlanabilmektedir.

Bu durumu somut bir örnek ile açıklamaya çalışalım. Yukarıda da belirtildiği üzere yükseköğretim kurumlarının görevi yüksek düzeyde bilimsel çalışma ve araştırma yapmak, bilgi ve teknoloji üretmek, bilim verilerini yaymak, ulusal alanda gelişme ve kalkınmaya destek olmak, yurt içi ve yurt dışı kurumlarla işbirliği yapmak suretiyle bilim dünyasının seçkin bir üyesi haline gelmek, evrensel ve çağdaş gelişmeye katkıda bulunmaktır. Bu bağlamda incelendiğinde; başta Sayıştay ve YÖK Denetim Kurulu olmak üzere denetim kurumlarının yazacakları raporlarda; yukarıdaki görevlerle uyumlu olarak somut, ölçülebilen, diğer üniversitelerde olmayan veya olmasına rağmen incelenen üniversitede daha başarılı görülen uygulamalarının tespit edilerek bunların taltif edilmesi, yapılan başarılı çalışmaların örnek teşkil edebilecek nitelikte olanlarının raporlanması gerekmektedir. Örneğin;

  1. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi’nin, Türkiye'de melezleme ile geliştirilen yeni cevizlerini ıslah edip tescil eden “İlk ve Tek Üniversite” unvanına sahip üniversite olması, üniversite bünyesinde 2010 yılında “Maraş 18” ve “Sütyemez 1” isimli 2 adet, 2020 yılında “Bahri Koz" ve "Efsus 46" isimli 2 adet, 2021 yılında ise “Bertiz Hilali, Ede, Halete Güneşi, İstiklal 100, KSÜ 46 ve Cerit Yıldızı” isimleri ile 6 adet olmak üzere toplamda 10 yeni ceviz çeşitleri geliştirilerek Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından tescillenmesi, bu sayede hem kırsal ve bölgesel kalkınmaya katkı sağlandığı hem de ülkemizin tarım ürünlerinin gelişimine destek olunması,
  2. Afşin-Elbistan Termik Santralinde atık olarak çıkan ve kalitesi düşük olduğu için tekrar dolgu malzemesi olarak kullanılan GİDYA’nın daha yüksek katma değer üretecek şekilde kullanılması için çalışmalar yapılması, bu kapsamda Karadeniz bölgesinde asit karakterli toprakların iyileştirilmesi ve Fındıkta verim ve kalitenin artırılması için yapılan 2 yıllık araştırma verilerine göre söz konusu ürünün Fındık üretiminde gübre olarak kullanılması sayesinde Fındık üretiminin %54 artırılması, böylece bu çalışma ile Afşin-Elbistan Termik Santrali A+B ünitelerinde rezervi 1.8 milyar ton olan atık materyalin Karadeniz bölgesinde asit karakterli toprakların iyileştirilmesi için tarıma kazandırılması,
  3. Eğitim Fakültesinde Türkiye ve dünyadaki uygulama örneklerinden sentezlenerek "Teoriyi Uygulamaya Taşıyan Okur Yazar Lider Öğretmen Yetiştirme Modeli" geliştirilmesi, bu modelin YÖK tarafından onaylandığı ve bu modelin ilk olarak Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Eğitim Fakültesinde uygulanmaya başlanması,
  4. Malatya İnönü Üniversitesinde hastanenin elektrik ihtiyacını karşılamak için 5 MW gücünde güneş enerji santrali kurulması, bu sayede hastanenin elektrik ihtiyacının %22’sinin yerli ve yenilenebilir imkânlarla sağlanması, bu sayede hastane döner sermayesinin mali yapısına ve sürdürülebilirliğe katkı sağlanması, ayrıca ülkemizin elektrik üretimi için gerekli olan yaklaşık 1.600.000 metreküp doğalgaz ithalatının önüne geçilerek cari açığa kısmi de olsa olumlu katkıda bulunulması,
  5. İnönü Üniversitesinin Karaciğer Naklinde mükemmeliyet merkezi olması, bu kapsamda gerek yurtiçinden gerekse yurtdışından (Pakistan başta olmak üzere) hasta tedavisine başlanması, bu sayede hem vatandaşlarımızın sıhhatine kavuşmasına, hem de yurt dışından hasta tedavisi yapılmak suretiyle ülkemizin sağlık turizminin gelişmesine katkı sağlanması,
  6. Kayseri Erciyes Üniversitesinde İlik Naklinde mükemmeliyet merkezi kurulması, bu kapsamda özellikle körfez ülkelerinden gelen hastalara hizmet verilmesi bakımı yapılarak ülkemizin sağlık turizminin gelişmesine katkı sağlanması,
  7. Kayseri Erciyes Üniversitesinde aşı merkezi kurulmak suretiyle dünyada Kırım Kongo Kanamalı Hastalık için faz 1 aşamasını geçen ilk aşının bu merkezde üretilmesi, ayrıca Kovid-19 salgını için faz 3 aşaması tamamlanan ilk yerli ve milli aşımızın da burada üretilmesi,
  8. ODTÜ’de  birçok öğretim elemanının özellikle Tübitak ve savunma sanayi kapsamındaki başarılı çalışmalarının olması,
  9. Yıldız Teknik Üniversitesinde üniversitedeki atıl kullanılmayan bilgisayar ve demirbaş eşyanın kullanım istatistiği çıkarılarak, bunlardan hiç para harcanmadan birden fazla yeni labaratuvar kurulması,
  10. Tekirdağ Namık Kemal üniversitesinde özellikle tarım alanında ülkemize ve dünya tarımına katkı sağlayacak ölçüde buluş yapılması ve bu alanda yeni patentler alınması, 

gibi somut, ölçülebilen ve diğer üniversitelere örnek olup teşvik edebilecek hususlar çok rahatlıkla objektif kriterlere göre belirlenip raporlanabilir. Bu ve benzeri örnekler, üniversitelerimizin kendi kuruluş amaçlarına uygun, ülke kalkınmasına katkı sağlayan objektif olarak da ölçülebilen hususlardır.

Üniversiteler için örnek olarak göstermeye çalıştığımız bu husus benzer şekilde, belediye, KİT ve hatta Bakanlık ve bağlı kuruluşları için de objektif kriterler geliştirilerek yapılabilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, kamu kurumlarının ve idari makamlarda bulunanların kendilerinin reklamını yapmak için yapılan işleri olduğundan daha güzel gösterme riskidir. Ayrıca denetim elemanlarının siyasi görüş veya başka sebeplerle kamu kurumlarının yapmış olduğu işlemleri olduğundan farklı gösterme durumu da olabilir. Bu ve benzeri risklerin önüne geçmek için özellikle Rapor Değerlendirme Kurullarında aynı ve/veya farklı kurumlar için benzer olayların analiz edilmesi gerekmektedir. Eğer ki aynı konuda benzer uygulamalar birden fazla kurumda bulunuyorsa daha iyi durumda bulunan kurumun işlemi örnek vaka diye gösterilip diğerleri değerlendirme dışı bırakılabilir. Diğer bir yöntem ise iyi uygulama örnekleri şeklinde genel bir rapor ayrıca kamuoyuna duyurulup, kurumlar karşılaştırmalı bir şekilde hem kendi içinde hem de diğer kurumlarla birlikte değerlendirilebilir. Söz konusu husus ülkemizde bugüne kadar neredeyse hiç uygulanmadığı için uygulama zamanla daha sistematik bir şekilde yapılabilecektir.

Saygılarımla….

Ömer DEMİRDAŞ

 

3 YORUMLAR

  • Cuma AY

    Üstadım makaleniz çok yerinde tespitler içermektedir, raporlarda olumsuzluklar yazılıyorsa, olumlu yönlerde yazılmalıki, olumlu yönde rekabet oluşsun.

    • FİKİR ANALİZİ

      Teşekkür ederim Cuma Bey, aynen dediğiniz gibi bir kurumun yapmış olduğu hatalar gösteriliyorsa olumlu yönlerinin de mutlaka denetim raporlarında yör alması gerekir.

  • Ayça Aldanmaz

    Çok güzel bir fikir analizi olmuş Emeğinize sağlık .

  • Bilal Hasanoğlu

    Ömer üstadın tespitlerini çok olumlu ve yerinde buluyorum. Sayistay raporları dikkate alınıyor ve faydası olur. Burada YÖK'ün daha faal olması gerektiğini düşünüyorum. BAP mevzuatının da gözden geçirilmesi gerekmektedir..

YORUM YAZ