Fikir Analizi

Fikir Analizi

İş dünyasında ve yatırımcılar arasındaki en meşhur dogmalarından biri şudur: “Fikirler ucuzdur, asıl olan onu hayata geçirmektir.” Bu cümle öyle geniş bir kabule mazhar ki adeta bilgece bir söz gibi kullanılıyor. Oysa içinde büyük bir yanılgı saklı.

Fikir için öne sürülen tezyif edici argümanlara baktığımızda fikrin hayalle karıştırıldığını görüyorum ben. Birinin oturduğu yerde “keşke bir dolap olsa, açtığımda istediğim yemekler çıksa” demesi bir hayaldir. Zihinsel emek içermiyor, mimari ihtiva etmiyor, hakikatle hesaplaşmıyor. Ama birisinin günlerce süren bir düşünme, araştırma ve çalışmanın ardından “Soğuk zinciri ortadan kaldıran, katkı maddelerine ihtiyacı azaltan gıda depolama ve sunum sistemi şöyle çalışabilir” demesi bir fikirdir.

“Fikirler ucuzdur” diyenler, çoğunlukla ilkinden, yani duş alırken aklına gelen tembel fantezilerden bahsediyor. Gerçek bir fikirse felsefi bir sancıyla doğar; derin bir tefekkür, zihinsel bir mühendislik, üzerinde ciddi mesai harcanmış bir yapı gerektirir. Bu anlamda fikir, icraatın karşısında değil; onun hem öncesinde hem de içindedir.

Steve Jobs’ın “Harika bir fikir ile harika bir ürün arasında devasa miktarda zanaatkarlık yatar.” sözü çoğunlukla fikri küçümsemek için alıntılanır. Ama aslında Jobs tam tersini söylüyor. Fikri zanaatkarlıkla büyütmeden ürün olmaz. Demek ki fikir, yolculuğun zorunlu başlangıç noktasıdır. Ve “zamanı gelmiş bir fikirden daha güçlü hiçbir şey yoktur (Victor Hugo).”

Belki bugüne kadar fikir hak ettiğine nazaran ucuzdu, çünkü onu hayata geçirmek pahalıydı. Üretim, sermaye ve fabrika istiyordu. Pazarlama, deneyim ve para gerektiriyordu. İcraatın bu ağır bedeli, fikri perde arkasına iterek prodüksiyon kapasitesini öne çıkardı.

Ama yapay zeka ve robotik teknoloji, manzarayı kökünden değiştiriyor.

“Bana şu mimaride bir yazılım yaz” dediğinizde saniyeler içinde sonuç alıyorsunuz. Standart zihinsel işçilik, tekrar eden analizler, rutin içerik üretimi maliyetleri hızla sıfıra yaklaşıyor. Kas gücü gibi standart bilişsel emek de metalaşıyor.

Bu dönüşümün sonunda geriye ne kalacak?

Neyin yapılması gerektiğini bilmek. Yani fikrin ve vizyonun ta kendisi.

Bilgiyi işleyip uygulamak artık makinenin işi olacak. İnsan zihninin meziyeti ise nereden nereye gidileceğini görmekte kalacak.

Burada bir nüansı kaçırmamak gerekiyor.

İnsan dokunuşu, yakın vadede değil; belki hiçbir zaman tam anlamıyla yerini makinelere bırakmayacak. Mükemmele yakın işlerini görüyoruz yapay zekanın. Yapay zeka bir senfoninin notalarını yazabilir; ama bir kompozitörün hicranını, hasretini, hayatın can yakan hesaplaşmasını taşıyan hususi sesi üretemez. Ve mükemmel ile neredeyse mükemmel arasındaki mesafe ışık yılıyla ölçülür.

Bu yüzden fikir, her zamankinden daha büyük bir sorumluluk haline geliyor. Çünkü artık, doğru fikri taşıyan her insan elinde inanılmaz bir icra gücü bulacak. Mesele, bu gücü hangi fikrin yönlendireceği.

Görüşmek Dileğiyle...

Fatih ÇANKAL

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ