Dostluk Üzerine

Dostluk Üzerine

"Kişi dostunun dini (yaşayış tarzı) üzeredir. Öyleyse her biriniz kiminle dostluk kuracağına dikkat etsin." Hz Muhammed

Dostluk, insanlık tarihi boyunca tüm inanç sistemlerinde ve felsefelerde en çok değer verilen kavramlardan biri olmuştur. Filozoflar, şairler ve düşünürler bu kavramı anlamaya çalışmış; onu sevgiden ayıran ince çizgileri, onu var eden koşulları sorgulamıştır. "Dostlarım iyi bilin, dünyada dost yoktur" da diyen Aristoteles’e göre gerçek dostluk, çıkara ya da hazza değil, erdeme dayanır. Yani derin anlamıyla dostluk, birbirinin iyiliğini, gelişimini ve mutluluğunu içtenlikle isteyen iki ruhun buluşmasıdır.

Dostluk soyut bir kavram değildir. Sağlam köklere ve gürbüz tomurcuklara sahiptir. Kişiyi geliştirir. Sevgiden ve arkadaşlıktan ötesidir dostluk. Sevgi duygu, arkadaşlık alışkanlıktır çoğu zaman. Dostluk ise bir karakter sınavıdır. Benliğin bir parçasıdır dostluk. Zor zamanda bile yanında kalmayı, her zaman doğruyu söylemeyi, iyiliği dilemeyi ve çıkar beklememeyi gerektirir.

Dostluk bir ayna tutar insana. İyi bir dost, yalnızca onaylamaz; gerektiğinde nazikçe uyarır, körleştiğimiz noktalarda önce kendimizi görmemizi sağlar.

Dostluk cesaret ister. Yanlış anlaşılma, hayal kırıklığı ve kayıp riskini göze almak demektir. Sahteliğe dayanamaz. Belki asıl erdemi de burada saklıdır hakiki dostluğun. Karşılıklı dürüstlük kapısı aralandığında kurulan bağ her şeyden sağlam olur.

Dostu olmayana dostluğu anlatamazsınız. Dostluk, “bağışıklık sistemi” gibidir. Hasta olmadığınızda bağışıklık sisteminizi düşünmezsiniz. Ama yoksa en küçük darbe sizi yıkar. Gerçek dostluk da bazen böyle, yalnızca yokluğunda tam anlaşılır. Varlığıyla sizin parçanız olduysa bir dost, ancak uzaklaşınca anlaşılır eksikliği. 

Bilirsiniz hukukta bir "suçluyu kayırma" maddesi vardır. Kanunlarımızda bir suçlunun adaletten kaçmasına yardım etmek de suçtur. Ancak suçluyu kayırma suçunun üstsoy (anne, baba), altsoy (çocuk), eş veya kardeş tarafından işlenmesi halinde kişiye cezaya hükmolunmaz. Hukuk sistemi, insanın doğası gereği en yakın aile üyelerini koruma içgüdüsüyle hareket edeceğini kabul eder ve aile bağlarının doğurduğu bu psikolojik baskıyı göz önünde bulundurur. 

Aile bağı kanunla tanımlanır, ama dostluk tanımsızdır. Hukuk onu tanımayı adeta reddeder. Belki de anlayamayacağı bir konu olduğunu bilir. 

İşte dostluk, seçimsiz ve mecburî bağın yerine sımsıkı bir sahiplenmedir. Suçluyu korumaktan bahsetmiyorum. Kefil olmayı, içgüdüyü aşan yakınlığı kastediyorum sadece.

Dejenere toplumlarda ve çağdaş dünyada dostluğun anlaşılması zordur.  Özellikle sosyal medya yüzlerce “arkadaş” sunarken, hız ve yüzeysellik, derinliğin önüne geçiyor. Oysa dostluk, zamana ihtiyaç duyar; ortak anılara, birlikte aşılan zorluklara, birbirini olduğu gibi kabul etmeye. Hiçbir beğeni, bu derinliğin yerini alamaz.

Bir seçimdir dostluk. Birinin zamanına değer vermekle, varlığını önemsemekle var olur. Ve en güzel dostluklar, bu seçimin iki taraflı ve sessizce, söze gerek kalmadan yapıldığı anlarda filizlenir.

Birine dostum demek onu dost yapar mı peki? Elbette hayır. Dostum dediğiniz kişiye bakın. Onu sizden daha zeki, daha iyi, daha yardımsever, daha becerikli görüyor musunuz? Aynı zamanda daha dürüst, daha cesur, daha olgun? Peki o kişi aynı şeyleri sizin için hissediyor mu tüm kalbiyle? Tebrikler. Siz gerçekten dostsunuz.

Şüphesiz gerçek bir dost dünyada insana verilmiş en değerli hediyedir, hazinedir. Çünkü saf sevgi ve gerçek dostluk, Tanrı'yı bulmanın en şeffaf yoludur.

Görüşmek Dileğiyle...

FATİH ÇANKAL

2 YORUMLAR

  • Vildan Şahan

    Yüreğine emeğine sağlık Dostluk böyle güzel anlatilinca insan bir hoş oluyor.

    • Hatice Yardım

      Kaleminize sağlık hocam, sabah sabah içimiz ısındı.....

      YORUM YAZ