Dürüstlük Günü
30 Nisan Dünya Dürüstlük günüymüş. Bilinmemesine şaşmamalı. 1 Nisan’ı her yıl iple çeken ve yılın her gününü 1 Nisan tadında yaşayan günümüz insanı bu günü öyle seviyor ki yılın diğer günlerinde de kutlamaktan yorulmuyor.
1 Nisan Şaka Günü diye kutlanıyor dünyada. Medyada sahte haberler, evde, sokakta, iş yerlerinde türlü kandırmacalar yaşanır, yalan dolanın bini bir paradır o gün. Her anı zaten sanal bir gerçeklikle geçen hayat maceramızda çocuklara da bir eğitim fırsatı oluyor bugün şüphesiz.
Bu yalan gününün kesin çıkış noktası tam olarak bilinmese de en yaygın kabul gören teori 16. yüzyıl Fransa'sına dayanır. 1582 yılında Fransa, Jülyen takviminden Gregoryen takvimine geçiş yaptı. Eski takvime göre yeni yıl kutlamaları 25 Mart'ta başlayıp 1 Nisan'da sona eriyordu. Yeni takvimle birlikte yılbaşı 1 Ocak'a alındı. Bu değişikliği bilmeyen, unutan veya inatla yeni yılı hala 1 Nisan'da kutlamaya devam eden kişilerle dalga geçilmeye başlandığı, kişilere sürpriz şakalar yapıldığı ve sırtlarına kâğıttan balıklar asılarak onlara "Nisan Balığı" (Poisson d'avril) adı verildiği söylenir.
Dürüstlük Günü'nün tarihi ise yeni. Amerikalı yazar ve eski basın sözcüsü M. Hirsh Goldberg 1990'ların başında bu günü, yalanların ve şakaların ön planda olduğu 1 Nisan Şaka Günü'ne bir tepki olarak tasarlamış. Siyasette, iş dünyasında, kişisel ilişkilerde ve günlük hayatta yalan söylemekten kaçınmayı, doğruluğu ve şeffaflığı teşvik etmeyi amaçlamış. Neden 30 Nisan derseniz Nisan ayı 1 Nisan'daki "kandırmaca ve şaka" temasıyla başladığı için, ayın son gününün "mutlak dürüstlük" ile kapanması hedeflenmiş.
Yalanı şakayla bir tutan kolpa bir kültürün dürüstlük adına alacağı tedbirin de bundan farklı olmasını beklemek safdillik olurdu zaten.
Derin uçurumun yamacında parmak uçlarımızla tutunmaya çalıştığımız bize ait kültür nasıl bakıyor bu hususa diye düşündüğümde tek önderimiz, Efendimizin (SAV) sözleri geliyor aklıma:
"İnsanları güldürmek için yalan söyleyen kimseye yazıklar olsun, yazıklar olsun, yazıklar olsun!" (Ebû Dâvûd, Edeb, 80; Tirmizî, Zühd, 10)
"Kul, şaka da olsa yalan söylemeyi ve haklı da olsa tartışmayı bırakmadıkça kâmil manada iman etmiş olamaz." (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 2/352)
"Haklı bile olsa münakaşayı terk eden kimseye cennetin kıyısında bir köşk verileceğine; şaka bile olsa yalan söylemeyi terk eden kimseye cennetin ortasında bir köşk verileceğine ve ahlakını güzelleştiren kimseye de cennetin en yüksek yerinde bir köşk verileceğine kefilim." (Ebû Dâvûd, Edeb, 7)
Bu hadisleri okuyunca içi ürpermeyen var mıdır merak ediyorum.
Dürüstlük sadece yalan konuşarak şaka yapmamayla olmuyor. Hayatın içinde asıl dürüstlük sınavı iş hayatında ve yazık ki günümüzde hakkı gözeten, insaflı patron veya çalışan bulmak harman yerinde tane bulmaktan zor.
Bu topraklar ahilik geleneği gibi muazzam bir kültürün membaı oysaki! Bilirsiniz ahilikte yalan söylemek, müşteriyi kandırmak, ölçü ve tartıda hile yapmak, malın kusurunu gizleyerek satmak en büyük suçlardan sayılmış; bu kurallara uymayanların pabucu dama atılarak (meslekten menedilerek) dürüstlük her zaman en büyük sermaye olarak görülmüştür.
Ahi Evran "Hak ile sabır dileyip bize gelen bizdendir. Akıl ve ahlak ile çalışıp bizi geçen bizdendir" diyor. Böyle yüce bir manifesto düzgün bir denetim mekanizmasıyla elbette sizi cihan devleti yapar.
Biz ise bu doğruluk ve dürüstlük mirasını reddedip kollarımızı, vahşetin her türüyle yoğrulmuş, şahsi dünyevi menfaat uğruna yapılanları mübah görmüş bir kültüre açmışız. Ne acı!
Peki ne yapalım? Önce kendi değerlerimize sahip çıkalım.
Gelin kaldıralım bu yalan gününü takvimlerden!
Gelin bitirelim binbir emek ve alınteriyle kazandığı üç kuruşu hilebazlara kaptırmamak için yana yakıla dürüst esnaf arayan, içindeki parçası çalınacak diye bilgisayarını, arabasını tamire götüremeyen halkın çilesini.
Yalan yanlış arızalar çıkarıp üç liraya hallolacak basit bir arıza yerine müşterinin hele de tamire gelen parça biraz pahalı ise yüz lirasına göz diken sahtekarlardan kurtulalım.
Bir ara çalıştığım yerde dükkânın önüne lüks bir arabayla yanaşan müşteriye farklı bir fiyat çekilir, bunu yapan çalışan takdir edilirdi, sanki zenginin parasını çarpmak helal gibi.
Gelin unutalım artık kandırmayı.
365 günün tamamını Dürüstlük Günü ilan edelim müslümana yakışacak şekilde!
Fatih ÇANKAL
Not: Değerli dostlar, bundan sonra Allah'ın izniyle her ayın 1'i ve 15'inde yeni yazılarımla www.fikiranalizi.com adresinde sizlerle olacağım.
Desteklerinizi ve yorumlarınızı bekliyorum! Yeni yazımızda görüşmek dileğiyle…

Faysal Yeşilyurt
Kıymetli üstadım çok güzel bir konuya deginmişsimiz okuduk istifade ettik rabbim sizden razı olsun Peygamberimizin s.a.v şakaları dahi gerçekti Yaşlı bir kadın Peygamber Efendimize gelerek, "Ey Allah'ın Resulü, dua et de Allah beni cennete koysun" der. Efendimiz, "Yaşlı kadınlar cennete giremez" diye latife yapar. Kadın bu söze üzülüp ağlamaya başlayınca durumu açıklar: "Sen o gün yaşlı olarak değil, genç ve güzel bir kadın olarak cennete gireceksin (Hadis şerif) Bir sahabe Peygamberimizden yolculuk için binek devesi ister. Efendimiz, "Seni bir dişi deve yavrusuna bindireceğiz" der. Sahabe şaşırarak "Ey Allah'ın Elçisi, ben deve yavrusunu ne yapayım, o beni taşıyamaz ki" deyince şu cevabı verir: "Bütün develer zaten bir dişi devenin yavrusu değil midir?" (Hadis şerif) Sahabeden Hz. Süheyb gözü ağrıdığı halde hurma yerken Peygamberimiz ona takılır: "Gözün ağrıdığı halde hurma mı yiyorsun?" Süheyb ise "Ey Allah'ın Resulü, ben gözümün ağrımayan tarafıyla çiğniyorum" deyince Efendimiz dişleri görünecek kadar tebessüm eder. (H.şerif).